DERGİ
odaklı
(İHA) - İhlas Haber Ajansı | Haber Girişi: 15.05.2020 - 12:17, Güncelleme: 15.05.2020 - 12:36

“Maden En Hızlı Toparlanabilecek Sektör, Üretim İçin Enerji ve Ham Madde Gerekli”

 

“Maden En Hızlı Toparlanabilecek Sektör, Üretim İçin Enerji ve Ham Madde Gerekli”

İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Dinçer, Covid-19 salgınının maden sektörüne etkisini Gazete Enerji’ye değerlendirdi.
Covid-19 salgınının maden sektörüne etkisini gazetemize değerlendiren  İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Dinçer, “Çin’de başlayıp bütün dünyaya yayılan salgın, sadece sınırları kapatıp ticareti ağırlaştırmakla kalmadı; ekonomide yavaşlamaya neden oldu, fabrikaların yarı kapasite ile çalışması sonucunu doğurdu, arz – talep dengesini bozdu. Salgın kelebek etkisi gibi bütün sektörlerdeki dinamikleri bozarken, ham madde ve enerji gibi iki önemli rolü ile her şeyin temelinde bulunan sektörümüz bu olumsuz süreci çok daha yoğun ve hızlı yaşadı. Bununla birlikte, maden en çabuk toparlanabilecek sektörlerden biri; çünkü üretim için enerji ve ham madde gerekli.” diyor.   Covid-19 salgınının maden sektörü açısından kısa ve uzun vadede etkileri sizce neler olacaktır? Çin’de başlayıp Avrupa’ya sonra da Kıta Amerika’sına geçen salgın bir dünya krizine sebep oldu, olmaya da devam ediyor. Ekonomi tarafında oluşturulan bütün 2020 projeksiyonlarını tersine çeviren salgının etkilerini ilk yaşayan sektörlerden olduk ve bunu ilk etapta Çin pazarında yaşadık.  Çünkü, Çin bizim en önemli pazarımız ve maden ihracatında yüzde 31’lik, doğal taş ihracatında ise yüzde 37’lik bir paya sahip.    Geldiğimiz noktayı ve bundan sonrasında neler olabileceğini daha rahat ifade edebilmek adına rakamlara yakından bakmakta fayda var. Sektör olarak 2020’ye iyi bir giriş yaptık. 2020 Ocak ayı ihracatımız 330 milyon dolar olarak gerçekleşti ve geçen yılın aynı dönemine göre yaşanan artış yüzde 8,6’ydı. En önemli pazarımız olan Çin’de şubat ayı itibariyle başlayan geri çekilme, mart ayına geldiğimizde hem maden hem de doğal taş tarafında yaşanan toplam daralma ile birlikte yüzde 68’lere ulaştı. Salgının bu sırada dünya geneline yayılması ise diğer pazarlarımızda da daralmaları beraberinde getirdi.   Ocak ihracatının iyi olması, şubat ayının tamamı ve mart ayının bir kısmında Çin’de sert daralmaya rağmen diğer pazarlarda ihracat devam ettiği için ilk çeyrek rakamları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,06’lık küçülmeyle sonuçlandı.  Ocak – Nisan 2020 dönemi rakamlarına baktığımızda ise maden sektöründe yaşanan daralmanın yüzde 6,41 olduğunu görüyoruz. Nisan ayında Çin pazarında üretime kontrollü geçişle bu pazarda hareketlenme başladı.    İkinci çeyrekte, karantina koşullarında kontrollü gevşemelerin siparişlere kısmen etki etmesini, bununla birlikte gerilemelerin kısmen azalarak devam etmesini bekliyoruz. Zira küreselleşen dünyada bütün ülkeler bir zincirin halkalarıymış gibi birbirine bağlı ve herhangi bir ülkede yaşanan sorun,  sıkıntı ülkemizi de doğal olarak etkiliyor. Yaşadığımız bir dünya krizi, dolayısıyla etkisi daha fazla ve uzun sürecek. IMF, küresel ekonomik görünüm raporunu yüzde 3 küçülme olarak revize etti. Dünya Ticaret Örgütü’nün 2020 için en iyimser senaryosu dünya ticaretinde yüzde 13’lük daralma, en kötü senaryosu ise yüzde 40’lık düşüş.  Euro Bölgesi’nde de yüzde 6’lara varan bir küçülme beklenirken, pandemi öncesi iktisadi duruma dönüş için öngörülen tarih 2022 olarak açıklandı.   Özetle, Çin’de başlayıp bütün dünyaya yayılan salgın, sadece sınırları kapatıp ticareti ağırlaştırmakla kalmadı; ekonomide yavaşlamaya neden oldu, fabrikaların yarı kapasite ile çalışması sonucunu doğurdu, arz – talep dengesini bozdu. Salgın kelebek etkisi gibi bütün sektörlerdeki dinamikleri bozarken, ham madde ve enerji gibi iki önemli rolü ile her şeyin temelinde bulunan sektörümüz bu olumsuz süreci çok daha yoğun ve hızlı yaşadı.   Bununla birlikte, maden en çabuk toparlanabilecek sektörlerden biri; çünkü üretim için enerji ve ham madde gerekli. Bugün bunu Çin pazarında rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Koranavirüs salgını tedbirlerinde başarıya ulaşan ve normalleşmeyle birlikte kısmen üretime geçen Çin pazarında dört aylık döneme bakıldığında geçen yıla oranla %4,90 düşüş görülürken, aylık bazda bakıldığında Nisan ayında geçtiğimiz Mart ayına oranla Çin’e yapılan maden ihracatımızda %20 artış görüldü. Bütün ülke pazarlarımızı göz önünde bulundurduğumuzda üçüncü çeyrekten itibaren kısmen daha olumlu bir tablodan söz etmeye başlayacağımızı düşünüyoruz.   Salgın sürecinde sektör için alınan önlem ve verilen destekleri yeterli buluyor musunuz? Sizce önümüzdeki dönem için yapılması gerekenler nelerdir?   Salgından ilk etkilenenlerden olmamız nedeniyle süreci en hızlı etüt eden, fizibilite çalışmalarına hızla başlayan sektörlerden olduk. Üyelerimizle süreci çok yakın bir şekilde yürütürken, yaşanan daralmanın sektörümüze etkisini Şubat ayı itibariyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bütün yapılarla paylaştık, çözüm önerileri geliştirip sunduk. Bu taleplerimizin karşılık bulması oldukça sevindirici oldu. Öncelikle, Hazine Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı tarafından ilan edilen mücbir sebeplerden faydalanacak sektörler arasında yer almamız sayesinde SGK prim ödemeleri ve vergi muhtasar ödemelerinde erteleye gitme hakkı elde edildi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızca üretimlerimiz ile ilgili mali ve teknik yükümlülüklerimizin ertelenmesi, Tarım ve Orman Bakanlığımızca orman izin bedelleri, ağaçlandırma bedeli, arazi izin bedeli ve teminat bedeli gibi mali yükümlülüklerimizin ertelenmesi, Eximbank tarafında kredi ödemelerine sağlanan kolaylık; istihdamın korunması ve sektörümüzün ayakta kalması için son derece önemliydi.   Şu anda ise Nace kodları nedeniyle tüm üyelerimiz mücbir sebep koşullarından faydalanamamakta, buradaki aksaklığın düzeltilmesi için görüşmelerimizi sürdürmekteyiz.   Yanı sıra, Covid-19 sonrasına daha etkin ve kaybolan zamanın hızla kazanacak şekilde hazır olabilmemizde maden kanununun hızla çıkarılması büyük önem arz etmektedir. Covid-19 sonrası önümüzü açacak olan yeni maden kanunudur. Ek olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın izin süreçlerinin kısaltılması da sektörümüz açısından çok önemlidir. Salgının önümüzdeki dönemde azalacağı düşünülüyor. 2020 yılının ikinci yarısında sektör için öngörüleriniz nelerdir? İkinci çeyrek verilerinde de kayıpların devam ettiğini gösteren bir grafik bizleri bekleyecek. İkinci yarıdan itibaren ise karantina koşullarında yaşanan gevşeme ve kısmen başlayan ticari hareketliliğe paralel olarak kayıplarda geri çekilme bekliyoruz. En büyük temennimiz ise, ikinci bir pandemi dalgası ile karşı karşıya kalmamak. Çünkü bunun olması halinde sert karantina koşullarına tekrar geri dönüş olacağı için sadece bizde değil bütün sektörlerde sert daralmalar yaşanabilir.   Son derece önemli ve adımların stratejik olarak atılması gereken bir dönemden geçmekteyiz. Bu süreçte yeni maden kanunun çıkması, izin süreçlerinin bir an önce kısaltılması sektörümüze kayıplarını hızlıca geri kazanacaktır.   Salgın sürecinde dünya ile kıyasladığınız ülkemiz maden sektörünün geldiği noktayı değerlendirir misiniz?   Yaşadığımız pandemi salgını bütün dünyayı içine alan bir kriz durumu yaratmıştır, bütün sektörler etkilenmiş, ekonomiler daralmış, üretim ciddi şekilde düşmüştür. Önemli olan şimdiden başlayarak pandemi sonrası süreci yönetecek biçimde stratejiyi oluşturup hayata geçirmek. Çin’de başlayıp Avrupa’ya, ardından Kıta Amerika’sına ulaşan pandemi krizi dünya tedarik zincirinde de kırılma ve değişmelere neden oldu. Türkiye bugün Çin ve Hindistan’dan sonra dünyada doğal taş üretiminde üçüncü sırada bulunuyor. Yine Dünyada üretimi yapılan 90 maden türünden 80’ine sahip.   Şu anda Çin’den sonra Avrupa, Amerika ve bizde kontrollü bir şekilde karantina koşullarında gevşemelere gidiliyor, yeni normale geçiş süreci başladı. Bu, ihracatta eskisi gibi kolaylık serbestlik yaşanacağı anlamına gelmiyor. Önceden farklı sebeplerden nispeten düşük pay aldığımız pazarları düşündüğümüzde, bugün pek çok pazara jeopolitik olarak çok daha yakın bir noktada bulunmamız, hastalığı kontrol altında tutmamız, aynı şekilde süreci sağlığı önceleyecek şekilde yürütmemiz gibi nedenler daha çok tercih edilmemizi sağlayabilir.   Elbette bütün bu avantajlar, yeni normalin getirdiği yeni iletişim kanallarıyla birlikte kullanıldığında bir anlam ifade edecektir. İMİB olarak yeni normal ve ona eşlik edecek olan korumacılık uygulamalarının ihracatta ortaya çıkardığı yeni iletişim kanallarını yakından takip ediyoruz ve üyelerimizi bilgilendiriyoruz.   Yeni normal ile bizler, sektörümüzün bütün dünyaya kendisini tanıtması ve iş bağlantılarına devam edebilmesi için e-B2B görüşme kanalları üzerine çalışmalar yürütmekteyiz, aynı şekilde online ticaret heyetleri ve sanal fuar çalışmalarına yönelik ön hazırlıklara başladık.  Yurt dışında markalaşmaya yönelik mimar ve tasarımcıları hedef alarak yurt dışındaki önemli kurum ve kuruluşlar ile işbirliği yaparak Türk Doğal Taşlarının dijital ortamda tanıtılması ve hedef kitleye yönelik webinar düzenlenmesi konularında çalışmalarımız başladı. Oluşan yeni normalde pazarlarda derinleşmek, yeni pazarlar bulmak teknolojiyi ne kadar etkin ve verimli kullanacağınızla çok bağlantılı olacak. Bundan ötürü bu tarafı çok önemsiyoruz, üyelerimizin de çok önemsediğini biliyoruz.  
İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Dinçer, Covid-19 salgınının maden sektörüne etkisini Gazete Enerji’ye değerlendirdi.

Covid-19 salgınının maden sektörüne etkisini gazetemize değerlendiren  İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Aydın Dinçer, “Çin’de başlayıp bütün dünyaya yayılan salgın, sadece sınırları kapatıp ticareti ağırlaştırmakla kalmadı; ekonomide yavaşlamaya neden oldu, fabrikaların yarı kapasite ile çalışması sonucunu doğurdu, arz – talep dengesini bozdu. Salgın kelebek etkisi gibi bütün sektörlerdeki dinamikleri bozarken, ham madde ve enerji gibi iki önemli rolü ile her şeyin temelinde bulunan sektörümüz bu olumsuz süreci çok daha yoğun ve hızlı yaşadı. Bununla birlikte, maden en çabuk toparlanabilecek sektörlerden biri; çünkü üretim için enerji ve ham madde gerekli.” diyor.

 

Covid-19 salgınının maden sektörü açısından kısa ve uzun vadede etkileri sizce neler olacaktır?

Çin’de başlayıp Avrupa’ya sonra da Kıta Amerika’sına geçen salgın bir dünya krizine sebep oldu, olmaya da devam ediyor. Ekonomi tarafında oluşturulan bütün 2020 projeksiyonlarını tersine çeviren salgının etkilerini ilk yaşayan sektörlerden olduk ve bunu ilk etapta Çin pazarında yaşadık.  Çünkü, Çin bizim en önemli pazarımız ve maden ihracatında yüzde 31’lik, doğal taş ihracatında ise yüzde 37’lik bir paya sahip. 

 

Geldiğimiz noktayı ve bundan sonrasında neler olabileceğini daha rahat ifade edebilmek adına rakamlara yakından bakmakta fayda var. Sektör olarak 2020’ye iyi bir giriş yaptık. 2020 Ocak ayı ihracatımız 330 milyon dolar olarak gerçekleşti ve geçen yılın aynı dönemine göre yaşanan artış yüzde 8,6’ydı. En önemli pazarımız olan Çin’de şubat ayı itibariyle başlayan geri çekilme, mart ayına geldiğimizde hem maden hem de doğal taş tarafında yaşanan toplam daralma ile birlikte yüzde 68’lere ulaştı. Salgının bu sırada dünya geneline yayılması ise diğer pazarlarımızda da daralmaları beraberinde getirdi.

 

Ocak ihracatının iyi olması, şubat ayının tamamı ve mart ayının bir kısmında Çin’de sert daralmaya rağmen diğer pazarlarda ihracat devam ettiği için ilk çeyrek rakamları geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,06’lık küçülmeyle sonuçlandı.  Ocak – Nisan 2020 dönemi rakamlarına baktığımızda ise maden sektöründe yaşanan daralmanın yüzde 6,41 olduğunu görüyoruz. Nisan ayında Çin pazarında üretime kontrollü geçişle bu pazarda hareketlenme başladı. 

 

İkinci çeyrekte, karantina koşullarında kontrollü gevşemelerin siparişlere kısmen etki etmesini, bununla birlikte gerilemelerin kısmen azalarak devam etmesini bekliyoruz. Zira küreselleşen dünyada bütün ülkeler bir zincirin halkalarıymış gibi birbirine bağlı ve herhangi bir ülkede yaşanan sorun,  sıkıntı ülkemizi de doğal olarak etkiliyor. Yaşadığımız bir dünya krizi, dolayısıyla etkisi daha fazla ve uzun sürecek. IMF, küresel ekonomik görünüm raporunu yüzde 3 küçülme olarak revize etti. Dünya Ticaret Örgütü’nün 2020 için en iyimser senaryosu dünya ticaretinde yüzde 13’lük daralma, en kötü senaryosu ise yüzde 40’lık düşüş.  Euro Bölgesi’nde de yüzde 6’lara varan bir küçülme beklenirken, pandemi öncesi iktisadi duruma dönüş için öngörülen tarih 2022 olarak açıklandı.

 

Özetle, Çin’de başlayıp bütün dünyaya yayılan salgın, sadece sınırları kapatıp ticareti ağırlaştırmakla kalmadı; ekonomide yavaşlamaya neden oldu, fabrikaların yarı kapasite ile çalışması sonucunu doğurdu, arz – talep dengesini bozdu. Salgın kelebek etkisi gibi bütün sektörlerdeki dinamikleri bozarken, ham madde ve enerji gibi iki önemli rolü ile her şeyin temelinde bulunan sektörümüz bu olumsuz süreci çok daha yoğun ve hızlı yaşadı.

 

Bununla birlikte, maden en çabuk toparlanabilecek sektörlerden biri; çünkü üretim için enerji ve ham madde gerekli. Bugün bunu Çin pazarında rahatlıkla gözlemleyebiliyoruz. Koranavirüs salgını tedbirlerinde başarıya ulaşan ve normalleşmeyle birlikte kısmen üretime geçen Çin pazarında dört aylık döneme bakıldığında geçen yıla oranla %4,90 düşüş görülürken, aylık bazda bakıldığında Nisan ayında geçtiğimiz Mart ayına oranla Çin’e yapılan maden ihracatımızda %20 artış görüldü. Bütün ülke pazarlarımızı göz önünde bulundurduğumuzda üçüncü çeyrekten itibaren kısmen daha olumlu bir tablodan söz etmeye başlayacağımızı düşünüyoruz.

 

Salgın sürecinde sektör için alınan önlem ve verilen destekleri yeterli buluyor musunuz? Sizce önümüzdeki dönem için yapılması gerekenler nelerdir?

 

Salgından ilk etkilenenlerden olmamız nedeniyle süreci en hızlı etüt eden, fizibilite çalışmalarına hızla başlayan sektörlerden olduk. Üyelerimizle süreci çok yakın bir şekilde yürütürken, yaşanan daralmanın sektörümüze etkisini Şubat ayı itibariyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı başta olmak üzere ilgili bütün yapılarla paylaştık, çözüm önerileri geliştirip sunduk. Bu taleplerimizin karşılık bulması oldukça sevindirici oldu. Öncelikle, Hazine Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı tarafından ilan edilen mücbir sebeplerden faydalanacak sektörler arasında yer almamız sayesinde SGK prim ödemeleri ve vergi muhtasar ödemelerinde erteleye gitme hakkı elde edildi. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımızca üretimlerimiz ile ilgili mali ve teknik yükümlülüklerimizin ertelenmesi, Tarım ve Orman Bakanlığımızca orman izin bedelleri, ağaçlandırma bedeli, arazi izin bedeli ve teminat bedeli gibi mali yükümlülüklerimizin ertelenmesi, Eximbank tarafında kredi ödemelerine sağlanan kolaylık; istihdamın korunması ve sektörümüzün ayakta kalması için son derece önemliydi.

 

Şu anda ise Nace kodları nedeniyle tüm üyelerimiz mücbir sebep koşullarından faydalanamamakta, buradaki aksaklığın düzeltilmesi için görüşmelerimizi sürdürmekteyiz.

 

Yanı sıra, Covid-19 sonrasına daha etkin ve kaybolan zamanın hızla kazanacak şekilde hazır olabilmemizde maden kanununun hızla çıkarılması büyük önem arz etmektedir. Covid-19 sonrası önümüzü açacak olan yeni maden kanunudur. Ek olarak Tarım ve Orman Bakanlığı’nın izin süreçlerinin kısaltılması da sektörümüz açısından çok önemlidir.

Salgının önümüzdeki dönemde azalacağı düşünülüyor. 2020 yılının ikinci yarısında sektör için öngörüleriniz nelerdir?

İkinci çeyrek verilerinde de kayıpların devam ettiğini gösteren bir grafik bizleri bekleyecek. İkinci yarıdan itibaren ise karantina koşullarında yaşanan gevşeme ve kısmen başlayan ticari hareketliliğe paralel olarak kayıplarda geri çekilme bekliyoruz. En büyük temennimiz ise, ikinci bir pandemi dalgası ile karşı karşıya kalmamak. Çünkü bunun olması halinde sert karantina koşullarına tekrar geri dönüş olacağı için sadece bizde değil bütün sektörlerde sert daralmalar yaşanabilir.

 

Son derece önemli ve adımların stratejik olarak atılması gereken bir dönemden geçmekteyiz. Bu süreçte yeni maden kanunun çıkması, izin süreçlerinin bir an önce kısaltılması sektörümüze kayıplarını hızlıca geri kazanacaktır.

 

Salgın sürecinde dünya ile kıyasladığınız ülkemiz maden sektörünün geldiği noktayı değerlendirir misiniz?

 

Yaşadığımız pandemi salgını bütün dünyayı içine alan bir kriz durumu yaratmıştır, bütün sektörler etkilenmiş, ekonomiler daralmış, üretim ciddi şekilde düşmüştür. Önemli olan şimdiden başlayarak pandemi sonrası süreci yönetecek biçimde stratejiyi oluşturup hayata geçirmek. Çin’de başlayıp Avrupa’ya, ardından Kıta Amerika’sına ulaşan pandemi krizi dünya tedarik zincirinde de kırılma ve değişmelere neden oldu. Türkiye bugün Çin ve Hindistan’dan sonra dünyada doğal taş üretiminde üçüncü sırada bulunuyor. Yine Dünyada üretimi yapılan 90 maden türünden 80’ine sahip.

 

Şu anda Çin’den sonra Avrupa, Amerika ve bizde kontrollü bir şekilde karantina koşullarında gevşemelere gidiliyor, yeni normale geçiş süreci başladı. Bu, ihracatta eskisi gibi kolaylık serbestlik yaşanacağı anlamına gelmiyor. Önceden farklı sebeplerden nispeten düşük pay aldığımız pazarları düşündüğümüzde, bugün pek çok pazara jeopolitik olarak çok daha yakın bir noktada bulunmamız, hastalığı kontrol altında tutmamız, aynı şekilde süreci sağlığı önceleyecek şekilde yürütmemiz gibi nedenler daha çok tercih edilmemizi sağlayabilir.

 

Elbette bütün bu avantajlar, yeni normalin getirdiği yeni iletişim kanallarıyla birlikte kullanıldığında bir anlam ifade edecektir. İMİB olarak yeni normal ve ona eşlik edecek olan korumacılık uygulamalarının ihracatta ortaya çıkardığı yeni iletişim kanallarını yakından takip ediyoruz ve üyelerimizi bilgilendiriyoruz.

 

Yeni normal ile bizler, sektörümüzün bütün dünyaya kendisini tanıtması ve iş bağlantılarına devam edebilmesi için e-B2B görüşme kanalları üzerine çalışmalar yürütmekteyiz, aynı şekilde online ticaret heyetleri ve sanal fuar çalışmalarına yönelik ön hazırlıklara başladık.  Yurt dışında markalaşmaya yönelik mimar ve tasarımcıları hedef alarak yurt dışındaki önemli kurum ve kuruluşlar ile işbirliği yaparak Türk Doğal Taşlarının dijital ortamda tanıtılması ve hedef kitleye yönelik webinar düzenlenmesi konularında çalışmalarımız başladı. Oluşan yeni normalde pazarlarda derinleşmek, yeni pazarlar bulmak teknolojiyi ne kadar etkin ve verimli kullanacağınızla çok bağlantılı olacak. Bundan ötürü bu tarafı çok önemsiyoruz, üyelerimizin de çok önemsediğini biliyoruz.

 

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve gazeteenerji.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.